Boşanan bir kadının yeniden evlenebilmesi için tam 300 gün beklemesi gerektiğini biliyor muydunuz? Medeni Kanun’un 132. maddesinde yazılı olan bu kural, hukukçuların deyimiyle “iddet müddeti”. Gerekçe belli: Olası bir çocuk doğumunda soybağının karışmaması.
Geçtiğimiz günlerde Anayasa Mahkemesi bu düzenlemenin iptal edilmesi için yapılan başvuruyu reddetti. Yüksek Mahkeme, soybağının korunmasını toplumsal düzen ve kamu yararıyla ilişkilendirdi; erkek ile kadının biyolojik farklılıklarını gerekçe göstererek eşitlik ilkesine aykırılık görmedi.
Av. Tamer Acaroğlu, konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede şu noktalara dikkat çekiyor:
“Soybağının düzenlenmesi elbette önemli; fakat günümüzde DNA testleri sayesinde bu sorun birkaç gün içinde kesin şekilde çözülebiliyor. Kadına 300 günlük bir kısıtlama getirilmesi, çağdaş aile hukukuyla bağdaşmadığı gibi, erkek için böyle bir sınırlamanın olmaması da eşitlik ilkesine aykırıdır. Bu düzenleme, Anayasa’da güvence altına alınan özel hayat ve aile hayatına saygı hakkıyla da çelişmektedir.”
Peki, bu karar ne kadar adil?
Bir yanda geleneksel hukuk mantığı, diğer yanda çağdaş bilim var. Erkekler için hiçbir sınırlama yokken, sadece kadının özgürlüğünü kısıtlayan 300 günlük bekleme süresi hâlâ yürürlükte. Bu durum, toplumsal cinsiyet eşitliği bakımından ciddi bir tartışma yaratıyor.
Sonuçta mesele sadece 300 gün değil. Mesele, kadınların hayatına yön veren kararların ne kadar güncel, ne kadar eşitlikçi ve ne kadar özgürlükçü olduğudur.
Aktüel Haber Güncel Aktüel Haberler